Yönetmelik değişikliğinin düşündürdükleri

13 Ocak 2020, 13:04
Bu makale 382 kez okundu
Yönetmelik değişikliğinin düşündürdükleri
Yeni Yönetmeliğe ilişkin genel görüşlerimi iki yıl önce, ilk çıktığında açıklamaya çalıştım. Zaman zaman ihtiyaç duyulan konularda detaylı değerlendirme yapma fırsatlarım oldu. Bunlardan en önemlisi Yönetmelikteki belirsizliklerin giderilmesi konusu idi. Yönetmelikteki hangi belgeyle hangi taşımaların yapılabileceğini veya tersi olarak hangi taşımaların hangi belgeyle yapılabileceğini netleştirmek gerektiğini belirttim. Bunun tam bir tablo olarak hazırlanması hala bir ihtiyaç. Tabii, bunun yapılabilmesi için önce tüm belge türlerinin ve bazı belgelerin özel işaret, harf ve ek rakamlarla belirtilen alt türlerinin tam olarak Yönetmeliğe yansıtılıp şüpheye yer vermeyecek biçimde tanımlanması gerekiyor. 

Belediye alanı içi/dışı
Yönetmelikteki bazı belge tanımlarında yurtiçi taşımacılık kavramının kullanıldığını görüyoruz. Bu kavram, bu belgenin ülkenin her noktasında taşıma yapabileceği anlamını hatırlatıyor, yani belediye alanı içi/dışı gibi bir ayrım mümkün değil gibi… Halbuki belediye alanlarında belediyenin bazı yetkilerinin olduğunu biliyoruz. Bu husus Yönetmelikte de, buna ilişkin mevzuat hükümlerinin saklı olduğu ifadesiyle kabul ediliyor. Buna rağmen hiçbir belgenin belediye alanı içinde geçerli olup olmadığı ifade edilmiyor. Bu söylenenler tabii ki yolcu taşımacılığı için. Yoksa yük taşımacılığında belediyelerin hiçbir hak ve yetkisi yok. Dolayısıyla bir belirsizlik de yok. 

Taksiciler ne diyecek?
Gerek A1 otomobille yurtiçi taşımacılık gerekse D otobüsle taşımacılık belgelerinde yurtiçi kavramı tanımlarda yer alıyor. Böyle olunca D1 ve D2 belgelerinin tüm yurtiçinde taşıma hakkı doğuyor. Bu hak D2’ler için gündeme gelirken D1’ler için pek tartışılmıyor. Ancak bu belgelere otomobil de yazılabildiğinde bu otomobillerin belediye alanı içinde nasıl çalışabileceği sorusu gündeme geliyor. Acaba Uber’e karşı direnen taksiciler otobüs belgelerine kayıtlı otomobillere sessiz kalacak mı? 
Bu soruların cevaplarının verilmesini beklerken, otomobille taşımacılığın Bakanlık oluru ile başlayan engellemesi Yönetmelik değişikliği ile iyice artmış bulunuyor. Yönetmelik değişikliği ile başlayan ölçülü biçimdeki otomobille taşımacılık heyecanım da kursağımda kalıyor. 

Kamu ihtiyacı!
A belgeleriyle otomobille taşımacılığın daha çok belediye alanı dışı ve illerarası yolcu taşıma ihtiyaçları için gündeme geldiğini düşünüyorum. Zaten başlangıçta tanımları da bu yöndeydi. Zamanla kırpıla kırpıla sadece kamuya hizmet veren taşıma türüne dönüştürüldü. Kamunun otomobil ihtiyacı ise daha çok iliçi ve belediye alanı içi üst düzey kamu personeli taşımacılığına yöneliktir. Bu arada iki şey dikkatimizi çekiyor: Neredeyse hiçbir belge için ifade edilmeyen belediye alanı içi taşımacılık otomobiller için kamuyla sınırlı olmak üzere Yönetmelikte yer alıyor. Böyle bir ihtiyaç sivil bireyler ve özel sektör kuruluşları için yok mu? Onlar bu ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak? Bu ihtiyaç karşılama yöntemi, eğer varsa niye kamu için de geçerli olmasın? Şimdi kısıtlanan otomobil taşımacılığının neredeyse tekrar kamu ihtiyaçlarıyla sınırlı biçimde yapılması noktasına dönüyoruz. Bazıları ısrarla bu konuyu kaşıdığımı düşünebilirler. Evet, kaşıyorum. Bu çözüm herkes için düşünülmedikçe otomobille taşımacılık gelişemez, engellenir. Kamunun ihtiyaçları karşılama gücü iyi kullanılırsa diğer insanların ihtiyaçlarının da karşılanması kapıları açılır. Şimdi bir kez daha düşünelim: Kamunun yaptığı ihtiyaç giderme işi taksiyle yapılması gereken taşımaya başka çözüm bulma gayretidir. Başkaları faydalandığında tepki gösterecek olan taksiciler kamu olduğundan buna ses çıkarmıyorlar ve bu çözümde bir adım yol kat edilmiyor. Bir yol var ve insanlar artan biçimde kendi ihtiyaçlarını, taksi dışında karşılama yöntemini kullanmaya başlıyorlar: Korsan taksi. Sivil insanlara başka seçenek tanımazsan olacağı budur. 

Mevzuat Çalıştayı
Yönetmelik değişikliği sonrası ilk diyeceklerim, basitçe böyle. Daha sonra detaylı değerlendirmeler yapıp yazabilirim. Bu arada, bu ay sonunda İTO’da Mevzuat Çalıştayı düzenlendiğini öğrendim. Nelerin konuşulacağını ise öğrenme imkanım yok. Herkes nelerden şikayet edip neler önerdiğini yazılı biçimde paylaşsa hem bilgi sahibi olur hem de görüşlerimizi açıklardım. Ama biz de yazarak paylaşma yerine bu hazırlığa girmeden çalıştaya gidip sınırsız ve özgür biçimde aklına geleni bıktırma pahasına tekrar tekrar sunmayı pek seviyoruz. Tabii, bu arada aklımıza gelen her şeyi söylerken bunun çalıştaya katılan kamu temsilcilerinin alanına girip girmediğini, talep edilen şeylerin hizmetten faydalananların haklarını ve bu hakların gelişmesi için olması gereken rekabeti engelleyip engellemediğini pek dikkate almıyoruz. 

Belge ücreti artışları
Yönetmelik değişikliği ile belge ücretleri fahiş biçimde arttı. Bu, sektöre girişleri zorlaştırıp bir tahdit işlevi görebilir. Bunun olumlu yanlarından söz etmek mümkün. Bu özellikle iyi ekonomi bilmeyenler için bir fırsattır, adeta atış serbest misali. Ancak bu fiyat artışları pazara girişleri ve rekabeti engelleme sonucunu doğurur. Vaktiyle bazı yerlerde bunun denendiğini de biliyorum. Bunlar, hukuk yolunda başarısız görülerek iptal edilme yoluna gidilmişlerdir. Rekabeti engellemek hem bizim hukukumuza hem de hala uyma yanlısı olduğumuzu ifade ettiğimiz AB mevzuatına aykırıdır. Bir de, son olarak belirteyim ki, benim burada söylediklerimi vaktiyle kamu temsilcileri bize söyleyip savunmuşlardır. Onların derin bilgileri ve değerlendirmeleri benim için hala değerlidir. Rekabeti azaltan çözümler kaynak tasarrufu, israfı önleme, ulusal ekonomi gibi pratik gerekçelerle savunulurken kulağa hoş gelip ruha da dokunabilirler, ama gerçekte ulusal kalkınmaya ve insanca hizmet anlayışına zarar verirler. ■

    Yorumlar

banner50
E-Gazete
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 30 Aralık 2019 Manşeti
  • Taşıma Dünyası Gazetesi - 30 Aralık 2019 Manşeti
Arşiv